Nedense erkeklerin biz kadınlara göre sekse çok daha düşkün oldukları hatta bu
yüzden erkeğin kadını aldatmasının daha affedilir olduğuna inanılır. Erkek
egemen bir toplumda daha doğrusu erkek egemen bir dünyada yaşadığımızı
düşünürsek böylesi inançların kökeninin ne ifade ettiğini daha kolay
anlayabiliriz.

Cinsellik, cinsel ayrıma tabi tutulduğunda erkeklere atfedilen bir yaşam
zevki gibi sunulurken kadınlar söz konusu olduğunda türün devamı için kadının
erkeğine hizmeti ya da armağanı olarak algılanmakta. Oysa hepimiz biliyoruz ki,
günümüzde hiçbir kadın sevişirken yepyeni bir nesil inşa etmekte olduğunu
düşünmüyor.
Cinsellikten zevk almaya çalışırken aldığı zevki erkeğine hissettirmemek
zorunda kalan kadının erkeğe göre cinselliğe daha az istekli olduğuna dair
toplumsal yargılar / yanılgılar oluşabiliyor.
Kadının seks hayatı hakkında karanlık noktaların varolmasının temelinde,
erkek egemen bir dünyada yaşanılmasının çok büyük etkisi var. Erkekler,
cinselliği kadınla yaşasalar bile, yatak odası konuşmalarını partnerleriyle
yapmak yerine erkek arkadaşlarıyla yapmayı tercih ediyor. Bu durumda da
konuşulanlar kadının cinsel dünyası ve hissettikleri değil, kendi deneyimleri
oluyor. Cinsellik konuşulmadan sadece deneme yanılma yöntemiyle öğrenilmeye
çalışıldığı için, farklı partnerlerle yaşanan cinsel deneyimler cinsellik
hakkında çok fazla şey bilmeye eşdeğer sayılıyor.
Cinsellikten zevk alanlar fahişedir!
Kadının cinselliği yaşamasının ayıp karşılanması gelişmiş ya da az gelişmiş
tüm toplumlarda zaman içinde görülmüştür. Kimi toplumlar kadının zevk almasını
engellemek için klitorisi alarak kadını sünnet etmeyi gelenek haline getirirken,
kimi toplumlarda da kadının seks sırasında ses çıkarması onun bir fahişe gibi
taşlanarak ölmesine gerekçe sayılabiliyordu.
Evlilik öncesi ilişkinin ayıp sayıldığı kadınlara, evlendikten sonra anne
olma vasfı yüklenerek, kadının hiçbir zaman kadın olma duygusunu yaşamaması
sağlanıyor. Böylece erkek, aynı zamanda çocuklarının annesi olan kadının kendine
hizmet amaçlı yaşadığı cinsellikle yetinememesini aldatma eylemine bir kılıf
olarak gösterebiliyor.
Kadının ne hissettiğinin, cinsel yaşamını nasıl kurguladığının ve zevk alma
noktalarının toplumda yalnızca pornografik amaçlara hizmet ettiği zaman
konuşuluyor olması, dünya üzerindeki milyarlarca kadının kapalı bir kutu gibi
yaşamasına neden oluyor. Oysa ki, kadınlar da en az erkekler kadar karşı cinsten
tahrik oluyor, cinselliği seviyor ve bundan zevk alıyor.